Drama Üçgeni

Transaksiyonel Analizde oyun kavramı, yüzeyde akla yakın görünen, gizli bir motivasyonu olan, bir tuzak veya yem içeren, öngörülebilir bir sona doğru ilerleyen hamleler dizisidir. Burada bilinçli bir manipülasyondan bahsedilmez. Oyunların çoğunlukla diğer insanlardan temas alabilme, istemsiz olarak ortaya çıkan olumsuz duyguları tekrar yaşamayı haklı çıkarma gibi bilinçdışı motivasyonları vardır.

 

17938412978322331.webp

Eric Berne “İnsanların Oynadıkları Oyunlar” kitabında oyun analizini anlatmaktadır, Oyunlar hakkında daha ayrıntılı bilgi için yararlanabilirsiniz. Ben Kurban Bayramı vesilesiyle, Kurban, Zorba ve Kurtarıcı üçgeninden bahsedeceğim. Drama üçgeni de denilen bu yapı Stephen Karpman tarafından tanımlanan kurban, kurtarıcı ve zorba olmak üzere üç rolü olan oyundur. Üçgenin temel özelliklerinden biri kişilerin bu rollerin sadece birinde sabit kalmamasıdır. Örneğin bir kişi kurban rolünde iken bir anda zorbaya dönüşebilir ya da kurtarıcı rolünde iken bir anda kendini kurban olarak bulabilir. 

 

Şimdi bu rolleri inceleyelim.

 

Kurban rolü: Buradaki Kurban rolü gerçek manada mağdur olan bir kişiyi tanımlamaz, kurban gibi hisseden veya kurban gibi davranan kişi kurban rolünü almıştır. Üçgenin merkezinde yaşam sorumluluğu ve güç vardır. Kurban, hiçbir şey yapamayacağına, onun için her şeyin ters gittiğine, hayatının sorumluluğunu alacak gücü olmadığına, çok uğraşmasına rağmen beceremediğine hem kendini hem de başkalarını ikna etmeye çalışır. Bu rolün bir getirisi, endişe verici ve riskli eylemlerden, duygulardan kaçınmaktır. Bu rolün gerektirdiği çaresizlik hissi ve başarısızlığı için dış faktörleri suçlama eğilimi küçük yaşlarda öğrenilir. Kurbanın orijinal ailesinde acıma duygusu ile sevgi birbirine karıştırılır, zayıf görünmek sevgi almanın yolu haline gelir. Ve nihayetinde kurban “zavallı ben” oyununa devam etmek için bir zorba bulacaktır.

Zorba rolü: kontrol eden, suçlayan, eleştiren, baskıcı, öfkeli ve serttir. Bu rolün getirisi güç ve üstünlüktür. Kurtarıcı veya kurban tarafından saldırıya uğrarsa kurban rolüne geçecektir. Bu durumda Kurban da Zorbaya dönüşecektir. İnsanlar birbirlerine zorbalık yapmak için farklı yollara başvurabilir; fiziksel, sözel veya cinsel taciz yoluyla doğrudan ya da duygusal veya maddi olarak yalnız bırakarak, suçluluk duygusunu kullanarak dolaylı yoldan da zorbalık yapmak mümkündür. Zorba, sert görünümünün ardında bir kurban kadar aciz olabilir. Çoğunlukla zorba, çocukken kurban rolünde olan ve ailede bir başkası tarafından zorbalığa maruz kalmış kişidir. Öfkesini kendinden zayıf olanlara yönlendirme yolunu seçmiştir.

Kurtarıcı rolü: Kurtarıcı, bu üçgenin çok önemli bir noktasıdır. Yardım ederken bir yandan da Kurban’ı kendine bağımlı tutar, kendi sorumluluğunu almasına izin vermez ve bu yolla kişileri kontrol edebilir. Bu rolün getirisi (gücü) birilerinin ona ihtiyaç duymasıdır. Ancak sürekli başkalarının sorumluluğunu üzerine almak oldukça yorucudur. Çoğunlukla Kurtarıcı rolünü alan kişiler ailelerin erken yaşta sorumluluk almak zorunda kalanlardır. Yardım etmenin kutsal bir tarafı olduğunu düşünebilirsiniz ancak bu güç ve sorumluluk etrafına kurulan üçgende roller her zaman değişir. Yardım ettiğiniz kişi gün gelip size zorbalık da yapabilir.

Fark ettiyseniz her üç köşede de aslında zayıf ve çaresiz olan biri var, kurban rolü zorba olanı suçlayarak, kurtarıcı rolü başkalarını kendine bağımlı kılarak, zorba ise kaba kuvvet ile zayıflığını örtmüş, kendini güçlü hissetmiş oluyor. Bu yüzden bu üçgenin içindeki her eylem bir oyun. Gerçek güç ve sorumluluk olduğunda drama üçgenine ihtiyaç kalmayacak.

 


#dramatriangle #psikodrama #transaksiyonelanaliz #psikiyatri #psikoterapi #kurbanbayramı #rol #psikoloji #ilişkiler #kurban #kurtarıcı #zorbalık

Online Psikiyatrik Muayene kimler için uygundur?

Online görüntülü görüşmeler Covid-19 salgını sırasında yaygın olarak kullanılır oldu.

Peki online görüşmenin eksileri ve artıları nelerdir? Yüz yüze görüşmenin yerini tutar mi?

Ben hangi durumlarda tercih ediyorum?

Anlatmaya çalışacağım.

Öncelikle kimler, hangi durumlarda online psikiyatrik yardıma ihtiyaç duyabilir?

🏠 Evden çıkmasını engelleyecek düzeyde ruhsal veya fiziksel bir hastalığı olanlar,

😷Salgın sebebiyle evden çıkma kısıtlaması olanlar 

👩Başka bir şehre ya da ülkeye taşınmış ve takibinde olduğu psikiyatristle görüşmelerine devam etmek isteyenler için online görüntülü görüşmeler yardımcı olabilir.

17878134646607230.jpg

Özellikle kişi evden çıkamadığında başka türlü tedaviye ulaşma şansı olamayacaktır. Görüntülü görüşmelerin de ihtiyacı olan kişilere oldukça faydası olduğunu gözlemliyoruz. Pandemi boyunca artan uzaktan sağlık hizmeti ve psikoterapiler konusunda yapılan çalışmaların yayınlanmasıyla bilimsel olarak da online yapılan terapilerin etkinliği kanıtlandı. 


Bunların dışında zamandan tasarruf etmek ya da daha az maliyetli olduğunun düşünülmesi gibi sebeplerle online terapilere başvurulmasını uygun görmüyorum. Bir kişiyi psikiyatrik olarak değerlendirirken göz teması, yürüyüş şekli, el sıkışma gibi davranışlarını da gözlemleriz. Kişiye tam bir anlayış geliştirebilmek ve tedavisi için gereken güveni verebilmek online ortamda güçleşecektir. Mümkünse ilk tercih psikiyatrist ile yüz yüze görüşme olmalıdır.

Anonim kalmak isteyen, ismini ve kimlik bilgilerini vermek istemeyen kişilere de online gorusme yapılamaz. Yüz yüze görüşmelerde olduğu gibi tıbbi kayıtların tutulması gereklidir.

#psikiyatri #onlineterapi #sağlık #covid19
#psikoloji #psikiyatriktedavi
#psikolojikdestek #psikoterapist #evdekal

Kırmızı ve Nesillerarası Travma

Travmatik bir olay yaşadığımızda hayatta kalabilmemiz için bedenimiz ve sinir sistemimiz bazı tepkiler oluşturur. İnsan türü bu yeteneği sayesinde binlerce yıldır hayatta kalabiliyor. Bu tepkiler anlık olarak hayatta kalmak için yardımcı olsa da sürekli tehdit altında gibi yaşamak uzun vadede hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı bozabilir. Beyniniz sizi canlı tutmak için gerekli olan yeni bir davranışı öğrendiğinde, bu davranış gelecek nesillere aktarılabiliyor.

17927120657427270.webp

Rachel Yehuda’nın soykırımdan kurtulanlar ve çocukları ile yaptığı çalışmalarla genetik olarak travma sonrası stres bozukluğunun belirtilerinin sonraki nesillere geçebildiğini göstermesiyle birlikte “Nesillerarası Travma” kavramı tartışılmaya başlandı.Özetle biyolojik yapımız bizi hayatta tutmak için çok iyi çalışıyor ancak bazen hatalı çalıştığında kişiler yaşamadıkları travmanın belirtilerinden muzdarip olabiliyorlar.Bu filme de nesillerarası travma gözüyle bakınca Mei ve ailesinin travma ile baş etme ve çözümleme yollarına hayran kaldım. Mei 13 yaşında batı toplumunda yaşayan asyalı bir kız, sağlam bir arkadaş çevresi, korumacı bir ailesi var. Ancak ergenlik dönemi ile birlikte ailedeki bütün kadınlara olduğu gibi zaman zaman dev bir kırmızı pandaya dönüşmeye başlıyor. İzledikçe pandanın yoğun duyguların, sakarlığın, kendini savunabilmenin, arkadaşlığın ve yakınlığın sembolü olduğunu anlıyorsunuz. Bu yaşın içinde bulunduğu durum için de uygun bir imge olmuş. Mei’in ailesindeki kadınlar nesillerce bir ritüel ile bu pandayı bir nesne içine hapsetmeyi seçmişler. Zaten kendi kültürleri, yaşadıkları zaman ve ortam içinde başka da bir çareleri yokmuş. Ama Mei, ailesi ve arkadaşlarının desteği ile başka bir yolun mümkün olduğunu keşfediyor.

 

#kırmızı #turningred#ergenlik #ergenpsikolojisi#nesillerarasıtravma #kuşaklararasıaktarım #nesillerarasıaktarım#kuşaklararasıiletişim#psikodrama #psikoterapi #psikiyatri #anksiyete #kaygı #ruhsağlığı #ilişkiler #psikoterapist #değişim#depresyon #kişiselgelişim #kişilik #farkındalık #duygular

Karanlık Kız

Çocuk yetiştirmekle ilgili o kadar çok şey bilen var ki… özgüvenli çocuk yetiştirmek, sinirlenmeyen anneler, bağırmayan babalar, sağlıklı bağlananlar,...anneler ve anneliğe dair toplumsal rolü yüceleştirmeye devam eden yeni kavramlarımız var artık. Sosyal medyada ya da çevremizde bu kavramlara sırtını dayayıp ebeveynlere yüklenenlerin "yetersizlik" oltasına gelebiliyoruz. Bunun üzerine yazma isteğim vardı ki bu film vesile oldu.
 

17886653087657291.webp

Ne siz diğer annelerle aynı olabilirsiniz, ne de sizin çocuğunuz diğer çocuklarla aynı tornadan çıktı. Anne kendi ruhsal ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsa ve mutluysa geri kalanı çok da önemli değil. Ancak anne mutsuzsa o meşhur ebeveyn hataları diye sayıp sayıp düzelttikleri şeyler olur. Annelik 7/24 ömür boyu devam eden bir iş, izin alıp gidemezsin, istifa edemezsin, kendine rahatsız edilmeyeceğin bir alan açamadığında darlığının ve mutsuzluğun sebebi çocuklar olur, bu hem sözlere hem ebeveyn tutumuna yansır. Mutsuz olduğumuzda etrafımızdakilere de bu duygu bulaşır. Kafalar o kadar karıştı ki artık; çocuk anneyle yatmalı mı yatakları ayırmalı mı, ne kadar emzirmeli, şeker yemeli mi vs.. farkında mısınız her nesil daha önceki neslin uygulamalarını beğenmiyor, uzman önerileri bile zamanla revize ediliyor. Bence öncelikli olan konu anne olan kadının ve baba olan erkeğin ruh sağlığı. Aile sistemlerindeki değişimle beraber çocukların bakım alabileceği anne baba dışında kimse kalmadı. Kendi çabanızla savaşarak, işlerinizi organize ederek kendinize alan sağlayabiliyorsunuz. Bunu yapabilmek her kadın için mümkün değil, belki de kadın ve anne rollerine revizyon gerekiyordur. Karanlık Kız filmi toplumsal anne rolünü öyle bir altüst ediyor ki hiçbir korku öğesi olmamasına rağmen izlerken geriliyorsunuz. Leda’nın alanına müdahale ettirmeyen tutumu, dürüstçe ne hissettiğini söylemesi iyi geliyor derken annelik tabularına dokununca insanda bir gerilim başlıyor. Halbuki bütün anneler bir an da olsa aynı duyguları hissetmiştir, ancak dile getirmesi ayıp… Ama arka kapının da Leda için kurtuluş olmadığını görüyorsunuz....

 

 

#karanlıkkız #thelostdaughter #annelik #çocukyetiştirme #iyianne #ebeveynolmak #mukemmelanneler #çocuk

Pandemi Günlerinde Kaygılarımız

Hemen herkes salgın nedeniyle doğrudan ya da dolaylı olarak etkilendi. Kendisi veya bir yakını hastalığa yakalanmış olanlar, karantinada olanlar, sosyal mesafe kuralları nedeniyle sevdiklerinden ayrı kalanlar, işten çıkarılan ya da bu dönemde çalışmaya ara verenler olduğu gibi aslında herkesin günlük yaşam rutini değişti. İnsanların bu süreçte endişe ve stres yaşamaları beklenen bir durumdur.
 

17882759767559832.jpg

Elbette bundan sonra ne olacağını bilmek istiyoruz ve bu belirsizlik oldukça rahatsız edici. Bu tür tehlike durumlarında anksiyete duygusu insanları önlem almaya sevk ediyor ve bu nedenle hayat kurtarıcı oluyor. Bütün bir dünyanın kaygılanmasını gerektirecek bir salgının içinde olduğumuz için kaygılanmak doğaldır. Ancak kaygı gereğinden yoğunsa işlevsiz hale gelir. Bedenimizi de etkileyerek bazı belirtilere neden olabilir. Kaygı belirtileri çoğunlukla ateş basması, nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi, sindirim problemleri ve uyku bozuklukları olmaktadır. Anksiyete yaşayan kişiler bunları kolaylıkla coronavirus belirtisi olarak değerlendirebilir.  

 

 

#kaygı #endişe #covid #pandemi #salgın #anksiyete #anksiyetebozukluğu #corona 

#coronavirus